Deprem bölgesindeki sel neden can kaybına ve bu kadar büyük hasara yol açtı?

6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen illerden Şanlıurfa, Adıyaman ve Malatya’da etkili olan sağanak yağış sele yol açtı. Şanlıurfa ve Adıyaman’da şimdiye kadar 15 kişi hayatını kaybetti. Çok sayıda kişi hala kayıp. Diyarbakır’da da yağışın etkisinin hissedildiği aktarılıyor. Bölgede yağışın neden bu kadar büyük bir hasara yol açtığını uzmanlara sorduk.

Son 48 saatte, başta Şanlıurfa ve Adıyaman olmak üzere deprem bölgesindeki birçok ilde normalin üzerinde yağış etkili oldu.

Şanlıurfa Valisi Salih Ayhan‘ın açıklamasına göre kente 6 ayda düşen ortalama yağış miktarı iki günde düştü. Yağıştan etkilenen illerde birçok çadır kent tahliye edildi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü 13 Mart’ta yaptığı duyuruda Güneydoğu Anadolu’da ve Doğu Anadolu’nun batısında çok kuvvetli ve şiddetli yağışların etkili olacağını öngörerek doğrudan AFAD’ı ve Malatya, Elazığ, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Gaziantep ve Kilis Valiliklerini uyarmıştı. Yani bölgede yağış olacağı biliniyordu.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan uzmanlar, şehir planlamalarındaki yanlış kararlar, altyapıda hata ve ihmaller ve afet sonrası yönetimde hazırlıksızlıklar yüzünden bu doğa olayının bir felakete dönüştüğünü söylüyor.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ceren İlter, yer üstü ve yer altı su kaynaklarının zengin olduğu Şanlıurfa’da öne çıkan önemli sorunlardan bir tanesinin dere yataklarının üstlerinin kapatılması ya da çevrelerine yapılaşma izni verilmesi olduğunu söylüyor.

Şehirde etkili olan sel sularının betonlaşma yüzünden toprağa karışamadığını paylaşan İlter, geçmişte dere yataklarını dikkate alan yapılaşma yöntemlerinin bugünlerde bu su alanlarını tamamen göz ardı ettiğini belirtiyor:

“Son yıllarda kurumuş dere yatakları bir daha hiç yağış olmayacakmışçasına üstleri kapatılmış. Ancak hepsi şu an akıyor ve taşmış vaziyette. Derelerin, köprülerin altı tıkanıyor ve sular şimdi tüm kent merkezine yayılıyor. Aynı zamanda kentin çeperlerinde tarım arazilerine doğru çok hızlı bir yapılaşma da var. Mantar gibi çoğalıyor ve çok değerli tarım arazileri yok ediliyor.”

Uzmanlar Şanlıurfa’da selden etkilenen bazı kritik kamusal hizmet yapılarına da dikkat çekiyor. Yağışın etkili olduğu ilk gece, yoğun bakım ünitesine su basan Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören hastaların tahliye edilmesi gerekti.

Hastanenin birinci derece tarım arazisi üzerine inşa edildiğini söyleyen Şehir Plancıları Odası Şanlıurfa İl Temsilcisi Mehmet Selim Açar, “Yaşanan sel olayı tamamen hatalı, bilim ve teknikten uzak şehirleşme projelerinin neticesi. Yanlış yerlerde yapılaşmaya izin verildi. Sel sularının gideceği alanlar betonla dolduruldu ve şimdi doğa intikamını alıyor” diyor.

Öte yandan, bir tanesi Haleplibahçe’de dere yatağının yanı başında kurulu olan, toplamda iki alışveriş merkezinin sular altında kaldığı aktarılıyor.

Bölgedeki altyapı sorunları ne?

Bölgedeki TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) temsilcileri, dere yatakları üzerine inşa edilen yapılar, dolgu yollar ve kavşaklarda altyapı sorunlarına ve özellikle drenaj kanallarının yetersizliğine ve bakımsızlığına dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu bölgelerde mazgallar ve rögarların taştığını, doğru malzemenin seçilmediğini, uygun çapta tahliye borularının kullanılmadığını ve sel sularının akışını değiştirebilecek mekanizmaların yetersizliğini dile getiriyor.

Şanlurfa kent merkezindeki Abide Kavşağı’ndaki alt geçidin yağışın etkisiyle tamamen suyla dolmasının ardından kavşakta sıkışan iki kişi hayatını haybetti. 6 kişinin sel sularına kapıldığı düşünülüyor. Uzmanlar bu kavşağın kurumuş bir dere yatağı üzerine yapıldığını ve gerekli drenaj altyapısının olmadığı için tıkanma yaşandığını söylüyor.

Aynı zamanda Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından ihalesi yapılan kavşağın Ulaşım Master Planı olmadan yapıldığını söyleyen Şehir Plancıları Odası Şanlıurfa İl Temsilcisi Mehmet Selim Açar, Nisan 2022’de yaptığı bir açıklamada, “Ulaşım Master planı olmadan bu tür büyük yatırım isteyen ulaşım projelerinin yapılması uygun da değil doğru da değil” dedi.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin ise Ekim 2022’de web sitesinde yaptığı duyuruda, Ulaşım Master Planı’nın çalışmalarının sürdüğü belirtildi ve “fizibilite raporunun hazırlanması, köprülü kavşak ön projelerinin hazırlanması, toplu taşıma sistemi rehabilitasyonu, eylem planının hazırlanması, otopark ihtiyaçlarının belirlenmesi ve yapımı gibi çalışmalar yürütülüyor” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan Şanlıurfa’nın Tandoğan Mahallesi’ndeki bir binanın bodrum katındaki dairede 5 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı bildirildi.

Bunun yalıtımla ilgili bir sorun olduğunu söyleyen İMO Diyarbakır Şube Başkanı Mahsum Çiya Korkmaz, binanın etrafına drenaj boruları ve toprağın suyu çekmesine yol açacak altyapının yapılmadığı takdirde suyun binaya girmesinin normal olduğunu belirtiyor. Korkmaz aynı zamanda bölgedeki asfalt yolların yapımına dikkat çekiyor:

“Urfa-Hilvan karayolunda asfaltın ikiye ayrıldığını görüyoruz. Bu alttaki dolguyla alakalı. Demek ki dolgunun altı boş, yeterince sıkıştırılmamış veya yeterli drenaj boruları eklenmemiş ve var olan boruların bakımı yapılmamış. Bir asfalt yol yapılırken bütün bunların hesaba katılması gerekir.”

Altyapıda neden bu tür sorunların yaşandığına dair Korkmaz, “Bunlar kamusal fayda gözetmeden yapılmış altyapılar. Bu facia tamamen tedbirsizlikle alakalı. Doğa olaylarını faciaya dönüştüren şey bu tür ihmalkarlıklar” diyor.

Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ceren İlter ise, “Bunun en büyük sebebi rant odaklı planlama, her şeyi kâra dönüştürme amacı güdülmesi” diyor.

Uzmanlar, merkezi planlama yaklaşımı yüzünden yereldeki meslek örgütlerine danışmadan ve onlardan teknik bilgi almadan projelerin yürütüldüğünü belirtiyor.

‘Adıyaman’da çadırlar su altında’

Adıyaman’ın tarım arazilerine üzerine kurulduğunu söyleyen uzmanlar, bu arazileri besleyen ve şehre dikey yönden su sağlayan dere akslarının yağışla sık sık taştığını ve yerleşim alanlarında sel olaylarının yaşandığını belirtiyor.

Bugün yaşanan selin, insanların depremden sonra kaldığı çadırların su altında kalmasıyla gündeme geldiğini söyleyen TMMOB Şehir Plancıları Odası Adıyaman Temsilcisi Mehmet Ali Adıyaman, “Belediye bu geçici çadırları kurarken şehir merkezi içerisinde, park alanlarını ve boş arazileri tercih etti. Ancak şiddetli yağışlarla dikey şekilde şehir merkezine akan su direkt çadırlara ulaştı. Bütün çadırlar su altında kaldı ” diyor.

Sel olaylarına karşı bazı önlemler alınabileceğini düşünen Adıyaman, şehirde daha önce belediyenin, yağmur sularının aşağı yönde inmesini engelleyecek ve su hatlarının derelerle buluşmadan doğrudan kanallarla birleşip içme suyu hattına yönlendirilmesini sağlayacak bir proje üzerinde çalıştığını ancak bunun henüz hayata geçirilemediğini söylüyor.

Çadır kentler neden su altında kaldı?

Şanlıurfa ve Adıyaman’ın yanı sıra Diyarbakır’da da birçok kişinin geçici olarak kaldığı çadır kentlerin selden etkilendiği aktarılıyor. Bölgede kontrolsüzlük ve denetimsizlik yaşandığını söyleyen uzmanlar bunun nedeninin normal şartlarda sert zemin üzerine kurulması gereken çadır kentlerin deprem bölgelerinde plansız bir şekilde park alanlarına ve boş arazilere, toprak zemin üzerine ve yere yakın şekilde kurulması olduğunu söylüyor.

Halk Sağlığı Uzmanı ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi İklim Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, “Türk Tabipleri Birliği (TTB) olarak raporlarımızda yağışla bu çadır kentlerde hayatın zorlaşacağını ve çamur içinde kalacaklarını yazmıştık. Birincil kural, çadır kentin toprak üzerine kurulmaması. Bölgede 15 çadır kent gezdiysem belki iki tanesi bu kurala uyuyordu. Kuru havada bir şey olmazmış gibi geliyor ama yağış olduğunda yaşanmaz hale geliyor” diyor ve devam ediyor:

“Deprem bölgesi olduğu bilinen bu yerlerde eylem planlarının olması gerekir, çadır kentlerin kurulacağı yerlerin öngörülmesi, hatta altyapılarının büyük ölçekte önceden hazır olması gerekirdi.”

Diyarbakır’da kurulan çadır kentleri ziyaret eden İMO Diyarbakır Şube Sekreteri Ejder Akcan ise çadırların neredeyse tamamının Dicle Nehri yakınına kurulduğunu, su aldıkları için büyük bir kısmının tahliye edildiğini ve insanların geçici olarak kapalı spor salonlarına yerleştirileceğini söylüyor. Şiddetli yağış olacağı uyarısı üzerine çadır kentlerde kalanlara yönelik bir hazırlık yapılıp yapılmadığı sorusuna yanıt olarak Adıyaman Valiliği sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“İlimizde metrekareye yaklaşık 100 kilogram yağmur yağacağı yönünde Meteorolojiden gelen uyarı üzerine AFAD, Emniyet, Jandarma ve Askeri kurumlarımız başta olmak üzere ilimizdeki tüm kurumların Valiliğimiz koordinesindeki çalışmaları ile, riskli çadır alanlarında zemin düzeltmesi ve koruyucu tedbirlerle ilgili çalışmalar yapılmış olup bu çalışmanın yeterli olmaması ihtimali bulunan çadırlarda kalan vatandaşlarımızın gönüllülük esasına göre yurtlara nakli gerçekleştirilmiştir.”

Şanlıurfa Valiliği de, “Yaşanması muhtemel sel, su baskını, yıldırım ve ulaşımda aksamalara karşı vatandaşlarımızın dikkatli ve tedbirli olmaları gerekmektedir” dedi.

AFAD, BBC Türkçe’nin beklenen yağış için yapılan hazırlıklar ve çadır kentlerin kurulum alanlarına ilişkin sorularını yanıtlamadı.

Kuraklıktan sonra neden sel oldu?

Uzmanlar, her daim var olan kuraklık ve sel olaylarının iklim değişikliğinin etkisiyle şiddetlendiğini ve sıklaştığını söylüyor. Türkiye’nin aylardır ağır bir kuraklığın içinde olduğunu hatırlatan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi İklim Çalışmaları Koordinatörü Şahin, “İklim krizinin en tipik görüntülerinden bir tanesi uzun süren kuraklıkların ardından gelen şiddetler yağışlar” diyor.

“İklim krizi bu tür beklenmedik zamanlarda hiç beklenmedik yağışların sıklığının artmasına ve daha şiddetli hale gelmesine neden oluyor. Yağış düzeni bozulduğu için aynı bölgede uzun süren kuraklıkların ardından çok kısa süren ve çok şiddetli yağış ve sel olayları çok ülkede görülen bir şey. Bu yaşadığımız da buna benziyor” diye konuşan Şahin bundan sonra yaşanabilecek iklim olaylarına ilişkin şunları söylüyor:

“Büyük ihtimalle kuraklık ve su sorunu yaşanabilir. Zaten bölgede sağlıklı ve yeterli içme suyu temininde sorun yaşanıyor, bölgeye su tankerlerle taşınıyor. Diğer taraftan tekrar sel de olabilir. Önümüzdeki süreçte ne olacağını bilemeyiz. ama önemli olan bunlar olacakmış gibi önden planlama yapılması.”

TIKLAYIN I Sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 16’ya yükseldi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir